Buruk Bir Veda

IMG_2816-Edit
Ben iki ülke arasında kaldım, iki dil, iki hayat. Amerika’ya yerleşeli on yıldan fazla olduğu halde Türkiye’yi çok sevdiğim için yazılarımı, çalışmalarımı hep Türkiye’de paylaştım.

Bloğum benim Türkiye’yle aramdaki bağ oldu, bu nedenle açık yüreklilikle hayatımı, sevdiklerimi ve düşüncelerimi paylaştım. Yedi yıla yakın yazdım, yazmadan duramadığım için iyi kötü anılarımdan üzerimde etkisi kalanları paylaştım. İyi kötü birçok yorum aldım.

Ama işte günü kimlerle geçirdiğim, neler yaptığım son bir yılda çok değişti. Yaptığım yemeklerin tarifini daha çok Amerika’da yaşayan arkadaşlarım merak ettiler. Daha çok çizim yapmam paylaşmam için yüreklendirdiler. Ben her sabah bugün şunu yapayım, şunu yazayım diye programlar yaparken gün içinde yaşadıklarımın da etkisiyle kendimi başka şeyler yaparken, yazarken bulmaya başladım. Aylardır Türkiye’nin gündemini bile takip edemediğimi üzülerek fakkettim.

Sonunda aynı anda iki ülkede yaşanmayacağını anladım. İki dilde yazmanın ne kadar çok zaman aldığını, iki hayatı idare etmenin ne kadar zor olduğunu.

Bu beni ne kadar üzse de artık çizgili günlüğe yazamayacağım. Bunca yıl destekleyip, takip ederek yazmam için yüreklendiren herkese teşekkür ederim. Uzun zamandır çizim eklemiyordum, suluboya çizimlerimi paylaşmak istedim. Çizgili günlüğün adına yakışır bir veda olsun.

Uğramak isterseniz Dreamy Leaf‘de yazmaya devam ediyor olacağım, instagramda da hesabım The Dreamy Leaf

Hoşçakalın ve kendinize iyi bakın. Sevgiler…

suluboya

illo1

Pikan Tart

chocolate_pecan_tartUnsuz, pişirilmeden yapılan, hayvansal ürünler içermeyen tatlıları çok seviyorum. Hazırlaması kolay, buz dolabında bir hafta, dilimleyip buzluğa koyunca aylarca bekleyebiliyor. Çay demlerken buzluktan çıkartıyorum, çayın yanında servisini yapıyorum. Pikan tartının yapımı kolay ve zaman almıyor ama yapmaya en az dört saat önceden karar vermek lazım çünkü kaju fıstığının suda beklemesi gerekiyor. Pikan cevizinin Türkiye’de kolay bulunamadığını öğrendim. Eğer cevizle yapmak istiyorsanız güzel kavrulmuş ve tatlı olmasına dikkat edin. Pikanın cevizden farkı daha tatlı oluşu, bu nedenle tatlılara çok yakışıyor.

Pikan Tart

İçindekiler

Tatlının tabanı için

  • 1  1/2 (bir buçuk su bardağı) kuru üzüm
  • 1  1/2 (bir buçuk su bardağı) kavrulmuş pikan

Tatlının içi

  • 50 g bitter çikolata
  • 1 çorba kaşığı hindistan cevizi yağı
  • 1 su bardağı kavrulmuş pikan
  • yarım su bardağı kavrulmuş pikan, bıçakla irice doğranacak.
  • 2 su bardağı kavrulmamış kaju, 4 saat suda bekletilmiş ve süzülmüş
  • 1 çay kaşığı sıvı vanilya
  • 4 çorba kaşığı akçaağaç şurubu
  • 1/2 çorba kaşığı kakao

Tatlının üstü

  • 100 g bitter çikolata, benmari usulü eritilmiş.
  • Meyveler

Tabanın hazırlanışı

Üzüm ve pikan cevizini mutfak robotunda yapışık bir hamur oluncaya kadar çekin. İki fırın kağıdı arasında merdaneyle açıp tart kabına yerleştirin. Hamuru eğer 15 dakika buzdolabında bekletirseniz daha kolay şekil alıyor.

İçinin  hazırlanışı

yarım su bardağı kavrulmuş, bıçakla irice doğranmış pikan haricinde tüm malzemeyi mutfak robotundan geçirin. En son iri doğranmış pikanı karıştırıp tart kabını doldurun.

 Üzerinin hazırlanışı

Eritilmiş çikolatayı tartın üzerine sürün. Birkaç saat buzdolabında bekletmenizi öneririm. Servis yapmadan önce meyvelerle süsleyin.

Fasulyeli Pazı Çorbası

sebze-corbasi

Havaların serinlemesinin güzel yanlarından biri de çorbanın tekrar sofrada yerini alması sanırım. Hatta benim için soğuk ve karanlık havanın tek tesellisi bir tabak sıcak çorba.  Üzerine eklenen taze soğan ve maydonoza eşlik eden limon suyu tadını ne güzel artır çorbaların. Servisi yapıldıktan sonra taze çekilmiş  karabiber ve isot gibi kırmızı biberlerle çorbanın yüzünüzden boğazınıza, ciğerinize sonra da bütün vücudunuza yayılan sıcaklığı kış aylarına güzellik katar. Bir yiyeceği bütün vücudunuzda hissederek yaşıyorsanız o artık sadece bir yemek değil güzel bir deneyime dönüşüyor demektir. Çorba da benim için böyle bir yemek işte. Bir kasenin içinde bir ömür geçirsem ve kışın her gün çorba içsem hiç sızlanmam.

Kış çorbaları serisine çiftlikten gelen fasulyeyi denemek için pazı çorbasıyla başlamaya karar verdim. Bu çorba vegan ve glutensiz.

Fasulyeli Pazı Çorbası

İçindekiler

  • 1 kuru soğan, küp küp doğranmış
  • 3 diş sarımsak, doğranmış
  • 1 havuç, küçük doğranmış
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 orta boy patates küp küp doğranmış
  • 1 demet pazı, doğranmış
  • 1 kırmızı biber (acı olmayanlardan), küp küp doğramış
  • 3 kereviz sapı, uzun olanlardan ya da kök kerevizin tepesini kullanabilirsiniz. İnce doğranmış
  • 1 su bardağı haşlanmış kuru fasulye
  • 4 bardak su ya da sebze suyu
  • 1 kaşık domates salçası ya da yarım bardak doğranmış domates
  • 1 defne yaprağı
  • 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil
  • tuz, kimyon, ağız tadınıza göre

Hazırlanışı

Çorba tenceresinde soğanları zeytinyağında  çevirin. Sarımsak, havuç, patates, biber ve salçayı ekleyip orta ateşte biraz pişirin. Su ya da sebze suyu, kereviz sapları, tuz, kimyon, zencefil ve defne yaprağını da ekleyip sebzeler yumuşayıncaya kadar kaynatın. Son olarak pazı yapraklarını ve fasulyeyi ekleyip beş dakika daha pişirin.

Çiftlikten gelen organik fasulyeler pişmeden önce böyle görünüyordu:

beans

Tanıdık Tatlara Yeni Yaklaşımlar

pumpkin

Yazın tembelliğini geride bırakalı çok oldu. Nerede o ayaklarımı uzatıp “zaman geçiyormuş peh çok da umurumdaydı” hissiyatım. Yine kurulmuş saat gibi günlük programın peşinden koşuyorum. Sabah kalk Arel’i hazırla okula yolla, 30-45 dakika arası koş ya da yoga yap. Gününe göre yaz, çiz, oku, pişir, fotoğrafını çek.

Öğleden sonra Arel’i okuldan almaya bisikletimle giderken hala hava tatlı sıcak oluyor. Bazı ağaçların yaprakları sararıp kızarmakla ve dökülmeye başlamakla birlikte her çeşit yeşiliyle mevsime inat dallarında salınanlar çoğunlukta. Sokağa ve evlerin üzerine düşen gölgeler ve güneş yansımalarıyla üç yıldır git gel ezberlediğim okul yolu hala sıkıcılıktan çok uzak. Okula girip bisikletimi parkedince Arel’le aynı sınıfa giden birkaç çocuğun annesiyle sohbet ediyoruz. Zamanı gelince öğretmenleri kapıyı açıyor ve çocuklar dışarı çıkmaya başlıyor. Her gün farklı bir hızla çıkıyorlar o kapıdan, farklı bir sırayla, farklı bir ruh haliyle… Sonra Arel çıkıyor göz göze geliyoruz, aynı tanıdık sıcak bakış. Ve her seferinde farklı bir davranış, neşeli, yorgun, üzgün, heyecanlı…

Genelde eve gidip ödev, çizim, yemek yapıyoruz birlikte. Bugünlerde seramik stüdyosuna da gitmeye başladık. Her geçen gün paylaştıklarımız, konuştuğumuz konular artıyor. Gözlerimin önünde büyüyor Arel. Hem seviniyorum hem de bugünleri çok özleyeceğimi bilmenin kaygısını taşıyorum içimde.

Mevsim değişimlerini direk hissettiğim yerleden biri de mutfağım. Sonbaharla birlikte çiflikten her hafta organik balkabakları gelmeye başladı. Geçen gün biriyle kabak tatlısı yaptım ama bu sefer içine şeker yerine akçaağaç şurubu (maple syrup) koydum. Orta büyüklükteki kabağı soyup dilimleyip dört çorba kaşığı şurup ekleyerek 400 F ya da 200 C de 40 dakika üzeri kapalı fırınladım.  Sonra dökme demir (cast iron) tavada dört çorba kaşığı şurup, tarçın ve cevizle iyice yumuşayıncaya kadar pişirdim. On dakika kadar. Tadı eskiden yaptıklarımdan daha iyi oldu.

taco

Geçen gün takoyu yeni bir yaklaşımla Akdeniz usulü yapmaya karar vedim.  Kepekli (tam un) tako ekmeğinin içine mangalda közlenmiş biber, patlıcan ve domates, üzerine de lahana, havuç ve maruldan yaptığım salata eklendi. İçine humus da koydum. Biraz daha lezzetlendirmek için sumaklı soğan ve maydonoz da vardı. Akdeniz usulü tako böyle oluştu. Nefisti, önümüzdeki hafta sonu tekrar yapacağım. Tanıdık tatları yeni yaklaşımlarla değiştirip biraz daha sağlıklı, biraz daha lezzetli yapma çabalarım devam ediyor.

İki Vegan ve Bir Arel

tavuk Bugünlerde bana en çok sorulan soru Arel de vegan mı?

Soruların sıklığından bu konuda daha çok yazma ihtiyacı hissettim. Aslında vegan olmak konusunu irdelemeyi hiç düşünmüyorum çünkü bir yetişkin ne yiyeceğine ve çocuğununa ne yedireceğine kendi karar verecek yeterliliğe sahiptir. Ama konuyu sorgulayıp, yaşayanlardan öğrenmek isteyenlere saygım sonsuz. Çünkü ben de aynı soruyu vegan annelere sormuştum ve hala soruyorum.

Ben ve eşim iki aya yakındır veganız. Yani hiçbir hayvansal ürün yemiyoruz. Et, süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, bal. Hayvansal ürün içeren ya da hayvanların üzerinde denenmiş hiçbir kozmetik ürünü kullanmıyoruz. Hatta yavaş yavaş deri çanta, ayakkabı gibi hayvan kaynaklı eşyaları da hayatımızdan çıkartıyoruz. Vegan olmamızın asıl nedeni sağlıklı beslenmekten çok hayvanları sevmemiz. Hiçbir hayvanın biz yiyelim diye beslenip büyütüldüğü, sonra öldürüldüğü ya da sürekli sütünün sağılarak yaşamaya mahkum edildiği bir hayatın parçası olmak istemediğimize karar verdik. Yakıştıramıyoruz kendimize. Güçlüyken başka bir canlıyı ezenlerin, ezilirken kendilerinin de aynısını yaptıklarını görememeleri acıklı.

Arel’e henüz gerçeklerden bahsedemedim, onun güzel dünyasını fabrikalarda yaşatılan ve işkence gören hayvalarla karartmaya hakkım olmadığını düşünüyorum. Kozmetik ürünleri için hayatları hiçe sayılan hayvanları da anlatamıyorum. Gördüğüm videoları, fotoğrafları değil Arel’le hiç kimseyle paylaşmıyorum. Ona sadece süt içmesinin sağlığına bir yararı olmadığını söyledim. Onun yerine evde sıkılmış taze meyve ve sebze suyunun iyi olduğunu kabullendi. Yumurtayı da pek aramadı. Arel okulda tam undan ekmeğe yapılmış peynirli tost yemeyi sever. Peyniri bu nedenle çıkartamadık hayatından. Süt içmiyor ve yumurta da yemiyor. Eve artık hiç et almıyoruz ama  organik ve otlayarak beslenmiş hayvanların etiyle yemek pişiren restoranlarda haftada bir et yiyor. Bana kalsa yemese iyi olacak ama kendi istiyor, haftada bir yediği için de ses çıkarmıyorum. Nasıl davranacağıma nasıl anlatacağıma karar verebilmiş değilim henüz. Bugün ilk defa bir tavuğun nasıl kesildiğini izlettim ama bir hint videosuydu onun için vahşice ve kanlar içinde bir görüntü yoktu. Sadece ona tavuk yemek istiyorsa o tavuğun ölmesi gerektiğini, bu hayvanların market raflarına ait bir ürün olmadığını göstermeye çalıştım.

Benim asıl derdim okulda zorla hayatına sokulan şekerle ilgili.  Arkadaşlarının okulda şekere ve boyaya bulanmış fabrika ürünü paketli yiyecekleri yediğini görüyor her gün. Eğer arkadaşları biraz şanslıysa anneleri yapmış oluyor o şekerli yiyecekleri. Çocukların sabah akşam süt içtikleri yetmiyormuş gibi okula çikolatalı çilekli süt gönderiyor aileleri, içleri şeker dolu. Oğlum Amerika’da oldukça iyi bir okulda okuyor, ailelerin hepsi eğitimli insanlar ve okulda geçtim obezi şişman çocuk yok gibi. Ama bu çocukların günlük aldıkları şeker miktarı onları ileride şeker hastası yapacak kadar çok. Okulda her hafta bir kutlama icat edip oğluma da şeker ve yağ içinde yüzen kek, kurabiye vs… yedirdikleri için diğer velilere çok gıcık olduğumu da hepsi biliyor. Ama oğlumu dışlamaya kıyamadıkları için kendi çocukarıyla birlikte zehirliyorlar.

Et demek bu coğrafyada öğün demek zaten. Etin yanında sebzeyi garnitür olarak alıyor insanlar. Et, süt, süt ürünleri  yumurta vs.. nedeniyle sebzeye yer kalmıyor öğünlerinde. Sonrada üzerine dayıyorlar şekerli yiyecekleri.

Bu aralar yeni okuduğum beslenme kitabı, The End of Dieting  daha kitabın tümünü bitirmiş değilim ama sağlıklı beslenme üzerine yazılmış iyi bir kitap. Tavsiye ederim.